xraymedical
Dünya Sağlık Örgütü’nden Korona Virüs Makalesi: Efsaneler Ve Gerçekler…
28 Temmuz 2020
xraymedical
Koronavirüs Eşyaların Üzerinde Ne Kadar Yaşar? Koronavirüs Ömrü Ne Kadar?
28 Temmuz 2020
 

KORONA VİRÜSÜNÜN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER

Prof. Dr. Asaf VAROL
 
 

Prof. Dr. Asaf VAROL
Aralık 2019’da Çin Wuhan’da ortaya çıkan korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılıyor ve can kayıplarına neden oluyor. Dünya ekonomisi çöküyor, insanlar can derdinde. Toplum ne yapacağını bilemiyor.



Buna karşın insanların büyük bir kısmı henüz olayın ciddiyetinin farkında bile değil. Dünya kan ağlıyor ve 2020 yılı korona virüsünün doğurduğu felaket yıllarının yeni bir başlangıcı olarak tarihe geçiyor.
Türkiye’de maalesef insanların önemli bir bölümü henüz bu virüsün etkilerini tam anlamış değil. Ucuzdan kahramanlık yapanlar var. Sosyal medya platformlarına korona virüs ile ilgili binlerce esprili video görüntüleri servis ediliyor. Kimileri korona virüsü üzerine şarkılar besteliyor. Kimileri korona virüsün kendilerine etki yapmayacağını, videolar çekerek ispatlamaya çalışıyor. Bu videoları gördükçe, halkın bir bölümünün aldığı kültürün ve yetiştiği ortamların etkisi ile beyinlerinin ne denli dumura uğradığını anlıyorum.
Devlet çözüm bulmak için gecesini gündüzüne katmış durumda. Keza sağlık çalışanları risk alarak hastaların ümidi olmak için çırpınıyor. Ama maalesef toplumun önemli bir bölümü kural tanımıyor, bildiğini okumaya devam ediyor ya da ucuz kahramanlıkların peşinde koşuyor. Korona virüsünün en tehlikeli yanı sinsi oluşudur. Virüsün size bulaşıp bulaşmadığını anlayıncaya kadar geçen süre sonrasında, iş işten geçmiş oluyor. Şu anda en önemli çözümün karantina koşullarına herkesin riayet etmesinde görülüyor. Ama nafile, ülkemizin büyük bir kesimi hala kurallara uymamak için direniyor.
Şu 65 yaş üzeri vatandaşlar var ya... Peki, onlara ne demeli? Yasakları delmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Karşılarında polisi ya da zabıtayı gördüklerinde de en ucuz savunma mekanizmalarını devreye sokuyorlar. “Kaderimde ne yazılı ise onu göreceğim” deyip geçiştirmeye çalışıyorlar. Ceza kesileceğini anladıklarında da “Dışarı çıkmanın yasak olduğunu bilmiyordum” yalanını söylüyorlar. Hele bir dedenin söyledikleri ise sosyal medyayı salladı.
Kaldırımda oturmuş, elinde sigarası, kameraya söyledikleri: “Gelen Allah’tan geliyor. Şimdi kahveler de kapalı. Ortada kaldık. Evde kalıyoruz, karılar virüsten daha beter. (Oysa virüs kaparsan) bir seferde ölüp kurtuluyorsun. (Karılar) dır, dır, dır, başımıza bela” İşte yurdumun insanının gerçek hali budur. Yaşamını kahve-sokak-ev üçgeninde sınırlandırmış bir yaşam…
Askere gönderdiğimiz evlatlarımızı geleneğimiz gereği davul zurna eşliğinde uğurlayan bir toplumuz. Ama anlaşılmayan nokta, korona virüsü ortalıkta cirit atarken böyle bir geleneği bu koşullarda bile yapabilen bir toplum zekâsı hangi kefeye koyulabilir? Bir araya gelme, kapalı odalarda sohbetlere katılma alışkanlığı sürdürenlerin bu davranışları nasıl izah edilebilir?
Umreye giden hacılarımızın sosyal medyaya yansıyan bazı görüntüleri asla kabul edilemez. Polis barikatını zorlayan, “madem ben korona virüsü taşıyorum, al sana da korona virüsü bulaşsın” deyip polise tüküren bir kişilik... Kutsal topraklardan gel, ibadet ettiğini ve günahlarının affedildiğini san, ama bencil davranışlarını sürdürmeye devam et.
Devlet elinden geleni yapıyor. Ama şayet vatandaş verilen öğütleri dinlemezse, ucuz kahramanlıklar yaparsa, bencil davranıp “madem ben öksürüyorum başkaları da hasta olsun” mantığı ile özellikle dışarılarda dolaşıyorsa, bu zihniyetteki kişiler insanlıktan nasibini almamış demektir. Sokağa çıkma yasağı olabilir, marketlerde yiyecekler tükenebilir mantığı ile AVM’leri talan edenler bencil değil de nedir? İnanmayacaksınız ama bu tipler asla ağızlarından iyilik sözcüklerini eksik etmezler, haktan, hukuktan, fakirlere yardım etmekten dem vurular, ama gerçek yüzleri ve niyetleri sadece dillerindir.
Sonuç olarak tüm dünya büyük bir felakete maruz kalmıştır. Bu felaketi savmak için her bireyin üzerine düşeni yapması zorunludur. Bencil olunmamalıdır. Diğer vatandaşların durumları göz önünde bulundurmalıdır. Devletin bangır bağır sosyal medya ya da televizyonlarda söylediklerine uyulmalıdır. Sokağa çıkılmayacak deniliyorsa, çıkılmamalıdır. Karantina koşullarına riayet edilmelidir. Kurallara ve talimatlara uyulursa ve topyekûn birlikte akıl ve mantık çerçevesinde hareket edilirse, açan o zaman korona belasını bertaraf etmiş oluruz.


Kaynak :

Prof. Dr. Asaf VAROL
Aralık 2019’da Çin Wuhan’da ortaya çıkan korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılıyor ve can kayıplarına neden oluyor. Dünya ekonomisi çöküyor, insanlar can derdinde. Toplum ne yapacağını bilemiyor.


Buna karşın insanların büyük bir kısmı henüz olayın ciddiyetinin farkında bile değil. Dünya kan ağlıyor ve 2020 yılı korona virüsünün doğurduğu felaket yıllarının yeni bir başlangıcı olarak tarihe geçiyor.
Türkiye’de maalesef insanların önemli bir bölümü henüz bu virüsün etkilerini tam anlamış değil. Ucuzdan kahramanlık yapanlar var. Sosyal medya platformlarına korona virüs ile ilgili binlerce esprili video görüntüleri servis ediliyor. Kimileri korona virüsü üzerine şarkılar besteliyor. Kimileri korona virüsün kendilerine etki yapmayacağını, videolar çekerek ispatlamaya çalışıyor. Bu videoları gördükçe, halkın bir bölümünün aldığı kültürün ve yetiştiği ortamların etkisi ile beyinlerinin ne denli dumura uğradığını anlıyorum.
Devlet çözüm bulmak için gecesini gündüzüne katmış durumda. Keza sağlık çalışanları risk alarak hastaların ümidi olmak için çırpınıyor. Ama maalesef toplumun önemli bir bölümü kural tanımıyor, bildiğini okumaya devam ediyor ya da ucuz kahramanlıkların peşinde koşuyor.
Korona virüsünün en tehlikeli yanı sinsi oluşudur. Virüsün size bulaşıp bulaşmadığını anlayıncaya kadar geçen süre sonrasında, iş işten geçmiş oluyor. Şu anda en önemli çözümün karantina koşullarına herkesin riayet etmesinde görülüyor. Ama nafile, ülkemizin büyük bir kesimi hala kurallara uymamak için direniyor.
Şu 65 yaş üzeri vatandaşlar var ya... Peki, onlara ne demeli? Yasakları delmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Karşılarında polisi ya da zabıtayı gördüklerinde de en ucuz savunma mekanizmalarını devreye sokuyorlar. “Kaderimde ne yazılı ise onu göreceğim” deyip geçiştirmeye çalışıyorlar. Ceza kesileceğini anladıklarında da “Dışarı çıkmanın yasak olduğunu bilmiyordum” yalanını söylüyorlar. Hele bir dedenin söyledikleri ise sosyal medyayı salladı.
Kaldırımda oturmuş, elinde sigarası, kameraya söyledikleri: “Gelen Allah’tan geliyor. Şimdi kahveler de kapalı. Ortada kaldık. Evde kalıyoruz, karılar virüsten daha beter. (Oysa virüs kaparsan) bir seferde ölüp kurtuluyorsun. (Karılar) dır, dır, dır, başımıza bela” İşte yurdumun insanının gerçek hali budur. Yaşamını kahve-sokak-ev üçgeninde sınırlandırmış bir yaşam…
Askere gönderdiğimiz evlatlarımızı geleneğimiz gereği davul zurna eşliğinde uğurlayan bir toplumuz. Ama anlaşılmayan nokta, korona virüsü ortalıkta cirit atarken böyle bir geleneği bu koşullarda bile yapabilen bir toplum zekâsı hangi kefeye koyulabilir? Bir araya gelme, kapalı odalarda sohbetlere katılma alışkanlığı sürdürenlerin bu davranışları nasıl izah edilebilir?
Umreye giden hacılarımızın sosyal medyaya yansıyan bazı görüntüleri asla kabul edilemez. Polis barikatını zorlayan, “madem ben korona virüsü taşıyorum, al sana da korona virüsü bulaşsın” deyip polise tüküren bir kişilik... Kutsal topraklardan gel, ibadet ettiğini ve günahlarının affedildiğini san, ama bencil davranışlarını sürdürmeye devam et.
Devlet elinden geleni yapıyor. Ama şayet vatandaş verilen öğütleri dinlemezse, ucuz kahramanlıklar yaparsa, bencil davranıp “madem ben öksürüyorum başkaları da hasta olsun” mantığı ile özellikle dışarılarda dolaşıyorsa, bu zihniyetteki kişiler insanlıktan nasibini almamış demektir. Sokağa çıkma yasağı olabilir, marketlerde yiyecekler tükenebilir mantığı ile AVM’leri talan edenler bencil değil de nedir? İnanmayacaksınız ama bu tipler asla ağızlarından iyilik sözcüklerini eksik etmezler, haktan, hukuktan, fakirlere yardım etmekten dem vurular, ama gerçek yüzleri ve niyetleri sadece dillerindir.
Sonuç olarak tüm dünya büyük bir felakete maruz kalmıştır. Bu felaketi savmak için her bireyin üzerine düşeni yapması zorunludur. Bencil olunmamalıdır. Diğer vatandaşların durumları göz önünde bulundurmalıdır. Devletin bangır bağır sosyal medya ya da televizyonlarda söylediklerine uyulmalıdır. Sokağa çıkılmayacak deniliyorsa, çıkılmamalıdır. Karantina koşullarına riayet edilmelidir. Kurallara ve talimatlara uyulursa ve topyekûn birlikte akıl ve mantık çerçevesinde hareket edilirse, açan o zaman korona belasını bertaraf etmiş oluruz.